|
İstiklâl
Savaşımızın Başbuğu, Türkçülük ülküsünün
uygulayıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi
Mustafa Kemal Atatürk’ün uçmağa varışının
üzerinden 69 yıl geçti.
İstiklal savaşı yıllarına bir bakalım. İyi günde
büyüklüğümüze sığınan ve yüzümüze gülen etnik
köken sahiplerinin kötü günde nasıl
çirkinleştiklerini, Türk yurdunda Türk’ü nasıl
boğmaya kalktıklarını gayet iyi hatırlıyoruz.
Türk milleti bir yandan Avrupa’nın işgal
ordularına karşı millî mücadele yürütürken,
diğer yanda hainlerin ve işbirlikçilerin kurduğu
tuzaklarla uğraşmak zorunda kalmıştı. Gazi Paşa
diyor ki; “İstikbalde dahi seni bu
hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve
haricî bedhahların olacaktır” Bugün de
durum farklı değildir.
Yeminli Türk düşmanları son 69 yıldır durup
dinlenmeksizin Türkiye’yi güçsüzleştirmeye,
ulusal birliğimizi çeşitli sahalarda parçalamaya
ve Türk vatanında Türk’ü ezmeye çalışmaktadır.
Bu amaçları doğrultusunda belirli pek çok
merhaleyi aşmış olmalarına rağmen Türkiye yine
güçlüdür. Türk soyu, yine de birlik ve
beraberliğini muhafaza etmektedir. Türk
vatanının temiz Türk çocukları yine de
dirayetlerini korumaktadır. İçte ve dışta
kurulan husumet çetelerinin sivil görünümlü
psikolojik harp faaliyetleri boşa çıkarılmakta,
Türk toprağında Türk’e silah çekenler ise dağ
başlarına, dere kenarlarına, mağara içlerine
kadar takip edilerek etkisiz hale
getirilmektedir.
1922 şartları içinde 8-9 günlük yaya yürüyüşüyle
Sakarya’dan İzmir’e varan ve Yunan’ı denize
döken kahramanların torunları, yani Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin mümtaz evlatları, bugün de
düşmanı önüne katarak Habur’dan Basra’ya kadar
gidebilecek güce, iradeye ve kararlılığa
sahiptir. Fedakarlık ve feragat ruhumuzda hiçbir
değişiklik yoktur.
Sınır ötesi harekat için gün sayan kahraman
subaylarımız! Davulla-zurnayla baskın harekatı
yapılmayacağının idrakinde olduğunuzu
bilmekteyiz. Kader utansın ki; devleti yönetme
erkini elinde bulunduran iktidar sahipleri ne
devlet yönetmeyi ne de savaş yönetmeyi
bilmemektedir. Unutulmamalıdır ki, Atatürk de
Arı burnunda, Conk bayırında efsaneler
yaratırken, tasvip etmediği bir siyasi otoriteye
bağımlı durumdaydı. İş bu sebepten, içinde
bulunduğunuz şartlar sizi yıldırmamalıdır.
Başkomutanın emri açıktır: “Vazifeye
atılmak için içinde bulunduğunuz vaziyetin imkan
ve şeraitini düşünmeyeceksiniz”
Tanrı Türk’ü Korusun! |