El Birliği Derneği Bildirisidir

Türkiye ağlıyor! Türklerin bağrı yanıyor, içi sızlıyor! Türkler evlatlarını bayrağa sarılı tabutlarla son yolculuğa uğurluyor! Ağzı olan konuşuyor, Türkler susuyor…

Düşman gözümüzün içine baka baka, bizi köyümüzden kasabamıza, mahallemizden büyük şehrimize, belediyemizden büyük meclisimize kadar her yerde kuşatıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendilerine tanıdığı “eşit yurttaşlık” hakkı ile yetinmeyerek etnik haklar talep edenler, bir yandan da “büyük Kürdistan” kurmak için her yolu deniyorlar. Uzaktan kumandalı mayın, roketatar, A4-C4 tipi plastik patlayıcı, kaleşnikof, molotof kullanan bir saldırı gücüne sahipler… Mecliste kendilerini temsil eden vekillere sahipler… Bizim ödediğimiz vergilerle alınan ambulanslarda terörist leşi taşıyan belediyelere sahipler… Büyük şehirlerimizde gasp, kapkaç, kaçakçılık, haraç, uyuşturucu, mafya gibi yollarla Türkleri korkutup sindiren ve kayıt dışı ekonominin bütün köşe başlarını tutmuş olan çetelere sahipler… İmralı’da tutuklu olmasına rağmen, avukatları aracılığı ile bütün bu organizasyonu yöneten bir lidere de sahipler… Pekiyi, biz Türkler neye sahibiz?

Ey Türk, uyan! Uyumak zamanı değil! Bir gün trenimiz mayınla patlatılıyor, bir gün Ankara’nın göbeğindeki çarşımız havaya uçuruluyor, bir başka gün timlerimize pusu kuruluyor, sonraki gün ise askerî karakolumuz basılıyor… Türkiye’de görevliler görevlerini yapmıyor. Terörle mücadele adı altında, idare-i maslahatçılık, günü kurtarmacılık yapılıyor. Devlet yönetiminde eyyamcılık hiç bu kadar artmamıştı.

Türkiye’nin başındaki en önemli tehlike, devleti yönetme erkini elinde bulunduran siyasi otoritenin, devlet yönetmeyi “Türkleri uyutmak” şeklinde uygulamasıdır. Siyasî partiler, gazeteler, televizyonlar durup dinlenmeksizin “İran mı oluruz, Malezya mı” diye tartışır ama kimse ırkçı-yıkıcı-bölücü Kürdçülüğün azgınlaşmasını tartışmaz. “Türban-Başörtüsü-Laiklik” ekseninde kısır çekişmeler gündemi oluşturur ama kimse Skorsky helikopterlerle Kandil dağına mühimmat taşıyan ABD ile olan müttefikliğimizi tartışmaz. Herkes geçim darlığından, vergi adaletsizliğinden dem vurur fakat kimse DTP’li belediyelerin yönettiği illerde kaçak elektrik kullanımının niye bu kadar yüksek olduğunu sorgulamaz. Irak’a satılan ucuz elektriğin Kandil dağını aydınlattığını gerçeğini kimse söylemez! Kerkük’te Türkmen soydaşlarımızı katleden, PKK’ya kol-kanat geren, Türkiye’deki Kürdçü faaliyetleri destekleyen Barzanî’yi Habur sınır kapısının gelirleriyle zengin ettiğimizi de kimse söylemez!

Türkler! Sizce de artık sözün bittiği yere gelmedik mi? Sabır taşı çatlamadı mı? Siz de bizim gibi, son 25 yıldır aynı tekerlemeleri dinlemekten sıkıldınız mı? Onlar her konuştuklarında siz de bizim gibi, “bu lafları çok duyduk” diyenlerden misiniz? Yoksa; şehit haberleri gelirken aynı saatlerde sıcak evinde oturup Pop Star yarışması, İbo Şov rezilliği ya da futbol tartışması izleyen millî şuur fukaralarından mısınız?

Tehlikenin farkında olanlar! Sözümüz size: Yıllarca uyuyan bir toplum olduğumuz için hangi siyasi parti başa geçerse geçsin kandırıldık, menfaatlerimiz gözetilmedi. Çağ uyanış çağıdır. Politikanın pisliklerinden uzak kalarak, yalnızca Türklük için çalışma çağıdır. Türklüğün kurtuluşu El Birliği ile mümkündür! Bizimle olursan bir kişi fazla olacağız. Bizimle olursan daha güçlü olacağız. Bizimle olursan kahpe düzene dur diyecek güce erişeceğiz. Ben ne yapabilirim deme; unutma ki en büyük çığı yaratan birkaç küçük kar tanesidir.

Tanrı Türk’ü Korusun!