|
Laikliğin Yılmaz Savunucusuyuz |
|
“Laiklik, dinsizlik olmadığı gibi dini, siyaset meydanlarından çıkarıp, inanan insanlarımızın vicdanlarına yerleştirdiği için oldukça önemlidir.” GÂZÎ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK Laiklik, bir milletin, millî bütünlük içerisinde yaşamını sürdürebilmesi için çok önemli bir zorunluluktur. Dinî kurumların, dini kullanarak kişisel ve devlet gücüne sahip olup, toplum üzerinde baskı kurmalarını engelleyip, insanların inanç özgürlüğü içerisinde yaşamalarını sağlayan düşünce yapısıdır, laiklik. Türk milleti, büyük oranda Müslüman olmakla birlikte, içerisinde Müslüman olmayan unsurlarda bulunmaktadır. Laiklik, Türk’ün, farklı inanca sahip olan soydaşını sırtını çevirmemesini sağlar. Günümüzden 79 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dini, din-i İslâm’dır” maddesi çıkartıldı. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin laikliği kabulü anlamına geliyordu. Her ne kadar açık bir şekilde 1937 yılında anayasaya girmiş olsa da, laiklik, gerçek anlamda 1928 yılında resmiyet kazanıyordu. Din, bireyseldir. Bireyi ilgilendirir. Çünkü dinler, bireyi yükseltmeyi ve onu iyi bir insan yapmayı amaçlar. Bunun için de çeşitli yollar uygular. Kimi zaman cennet ya da uçmağ olur adı, kimi zaman da cehennem ya da tamu olur, insanların önüne konan ödül yada cezaların adı. Ayrıca insanın, bilimsel olarak sonuca ulaşamayacağı, ancak binlerce yıldır, kafasını karıştıran konuların çözümünü koymuş gibi yapar ya da koyar. Bundan dolayı, insan psikolojisi için dinler gereklidir. Din gereklidir, dedik. Yukarıda dikkat edilirse, dinlerin, insan psikolojisi açısından gerekli olduğu görülecektir. Yani bireysel olduğu ve birey açısından önemli olduğu görülecektir. İslam dinine göre din, Tanrı ile insan arasındadır. Araya başkası giremez. Girerse ne olur? Şiddet olur, terör ölür, sahtekârlık olur, olur da olur. Çünkü Tanrı ile insan arasına bir başkasının girmesi demek, bazı kişilerin dini kendi çıkarlarına göre kullanmaları, yönlendirmeleri ve bunun sonucu olarak da zaman zaman şiddete yöneltmeleri anlamına gelir. Laiklik, bütün Türklerin benimsemesi zorunlu olan bir olgudur. Sadece dini farklı diye kendi öz kardeşine düşman olmak, bir süre sonra kendine düşman olmayı doğurur. Türk’ün Türk’e düşman olmasını doğurur. Bu ise kabul edilemez. Türk’ün Türk’e düşmanlığını isteyenlerin kimler olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı laikliğe saldıranlara baktığımızda, bu kişilerin başında gelenlerin hepsinin kökü dışarıda olduklarını görüyoruz. Laikliğe saldırılar, sıradan bir Arap özentisi değildir. Hilâfet peşindekilerden, Amerikan derin devletinin uzantılarına kadar kime bakarsak bakalım, gördüğümüz aynıdır. Laiklik kaldırılsın, Atatürk silinsin. Türk milleti, ne Atatürk’ten, ne de laiklikten vazgeçer. Geçmişten bugüne genlerine nakış gibi işlemiştir. Bundan vazgeçemez. Türkçülüğün örgütlü gücü El Birliği Derneği olarak laikliğin yılmaz savunucusuyuz. Türk milletinin arasında dinî ayrılıklara izin vermeyeceğiz. Yolumuz büyük ve aydınlık ülke Turan’a doğrudur. Yolda ayrılık çıkaranlara müsâmahâ göstermeyeceğiz. Tanrı Türk'ü Korusun El Birliği Derneği |