Ulusal Egemenlik

Atatürk'ün kurduğu Türkçü temellere sahip Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en önemli ilkelerinden bir tanesi ulusal egemenliktir. Atatürk 28 Aralık 1920'de Ankara'da ulusal egemenliğin önemini şöyle vurgulamıştır:

"Bir millet, varlığı ve hakları için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddi güçleriyle alakadar olmazsa, bir millet kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz... Bu sebeple teşkilatımızda milli güçlerin etken ve milli iradenin egemen olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Milli egemenlik..."

Geldiğimiz nokta'da devletimizin milli egemenliği tartışılır olmuş ve egemenliğimizi devretmek üzere hükümet AB  uyum sürecine girmiştir.
Geleceklerinin ne olduğunu bilmediğimiz çocuklarımız için "bayram" kutlamak kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Bayramların dolu dolu yürekten kutlanacağı günler için önce sırtımızdaki kamburu atmalı ve tam bağımsızlığımızdan vazgeçmeyeceğimizi dosta düşmana göstermeliyiz.

Atatürk'ün annesinin ölümünden bir kaç gün sonra mezarı başında içtiği ant Türkçüler için hala makbuldür !

"Validem bu toprağın altında, fakat milli egemenlik ilelebet payidar olsun. Beni teselli eden en büyük kuvvet budur... Validemin mezarı önünde ve Allah huzurunda ant içiyorum, bu kadar kan dökerek milletin elde ettiği ve belirttiği egemenliğin muhafaza ve müdafaası için icap ederse validemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim. Milli egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun".

Başarının yolu Türk Milleti'nin uyanışından geçer. Bunun için elbirliği, iş birliği yaparak teşkilatlanmalı  geleceğimiz olan çocuklarımıza aldığımız emaneti hakkıyla teslim etmeliyiz.

Milli egemenlik için canımızı vermek bizim için vicdan ve namus borcu olsun !

Tanrı Türk'ü Korusun

EL BİRLİĞİ DERNEĞİ